Bitlis'in Beş Minaresi, tarihi bir olaya dayanarak derin bir duygusal hikaye sunar. 1916 yılında yaşanan zor dönemlerde, şehrin harabe halini gözler önüne seren bu hikaye, bir baba ve oğulun yaşadığı kayıpları ve acıyı simgeler. Oğulun şehri keşfetmek üzere gönderilmesiyle başlayan süreç, yalnızca minarelerin değil, aynı zamanda insanların ruhlarındaki derin yaraların da kalıcı bir hatırası haline gelir.
"Bitlis'in Beş Minaresi" hikayesi, 1916 yılındaki Rus işgali sırasında Bitlis'in harabe bir şehir görüntüsü almasıyla başlar .
Savaş esnasında Bitlis'ten kaçan bir baba ve oğul, düşmanın çekilmesinden sonra şehre geri döner . Dideban Dağı eteğine vardıklarında, oğul şehri kontrol etmek için gönderilir . Geri döndüğünde, şehirde yalnızca beş minarenin ayakta kaldığını bildirir . Bunu duyan baba yıkılır ve şu ağıtı yakar:
Bitlis'te beş minare, beri gel oğlan beri gel,
Yüreğim dolu yare, beri gel oğlan beri gel .
Bu ağıt, zamanla türkü ve manilere konu olarak günümüze kadar gelir .
SON YAZILAR